Ben bir martıyım. Uçmak yetisini, günlük yemek içmek ve yaşam gailesi dışında, daha yükseklerde kanat çırpmak için kullanan, kuş ailesinden olmanın biyolojik sınırlarını zorlayan, hayatına anlam kazandırmaya çalışan bir martı.

 

Karıncayım. Hicaz’a yürüyerek gitmeye kalkışan, büyük ihtimal ulaşmaya ömrü yetmeyecek olan. Bu ulvi amaca ulaşmak uğrundaki çabalarına gülüp geçen, çeşitli şekillerde engeller çıkarmaya çalışanlara aldırmadan yürüyen bir işçi karınca.

 

Ağustos böceğiyim, kimilerine göre tembel, ambarına kış için erzak taşımak yerine, bütün yaz gıy gıdı gıy, müzik formunda demek istediklerini üretmeye çalışan, sanat manat gibi boş işlerle uğraşan, antenleri açık, gözlemleyici, empati yapmaya çalışan ağustos böceği.

Don Quijote’ um. Normlara sığmayan, aklını kaçırmış, gezginci, kendinden kat be kat büyük canavarlarla savaşan, cesur, kararlı ve inatçı bir şövalye.

 

Aşığım. Yunus’ un, Veysel’in, Pir Sultan’ ın, Mahsuni’ nin, Neşet Ertaş’ ın, Dadaloğlu’ nun ve daha nicesinin aşığıyım.

 

Sonuçta şehirli bir ozanım işte. Mercidabık muharebesinin yapıldığı, Fransızlara karşı kurtuluş mücadelesinin verildiği, Karayılan Ağıdı’ nın yakıldığı toprakların çocuğu. Smyrna’ da hayatını sürdüren, garipten, yoksuldan, işçiden, emekçiden, halktan, sevgiden, dostluktan, vefadan, paylaşmaktan, saf ve temiz duygulardan yana, yurtsever bir ŞEHİRLİ OZAN.